Evrim Dediğimizde Bireysel Seçilim Mi Yoksa Grup Seçilimi Mi Daha Akla Uygun❔

0
189
görünümler

Evrim teorisi konusuna, grup seçilimi dendiğinde çeşitli ahlaki ve de politik anlayışlarımıza kadar dayandırılarak getirilen bir açıklamayla göz atalım.

Öncelikle evrimin temel anlamda doğal seçilim mekanizmasıyla  çalıştığını söyleyebiliyoruz. Yani aslında çok küçük canlılardan en uygun formun, diğerlerinden ayrışarak, hayatta kalması olarak örneklendirebiliriz. Lakin, burada sormamız gereken soru şu, ”en uygun olanı” dediğimiz de bireylerden mi, en uygun olan bir ırktan mı, en uygun türler mi, ya da en uygun başka bir şeyden mi söz ediyoruz aslında? 
 
Aslında oldukça üzerinde durulan şey özgecilik ise (diğer bir ifadeyle türün faydası için kendini feda edebilme durumu) bu husus çok hassas bir noktaya basmakta. Darwin’in hayatta kalma mücadelesi olarak gördüğü şey için çekişme gösterenler eğer ki türler ise, bunu aslında satranç oyunundaki bir piyona benzeterek açıklamak kolay olacaktır.
 
Şimdi 2 grup bir canlı topluluğunu hayal edelim. İlk durumda canlılar, kendilerini gruplarının hayrı ve geleceğinden dolayı feda etmeye hazır canlılardan oluşsun. Diğer grupta yer alan canlılar ise, kendi bencilliklerini, grubun geleceğine göre ön planda tutan çıkarcı canlılardan oluşuversin. 
 
Hangi grubun soyunun tükenme ihtimali daha kuvvetlidir? 
 
Tabi ki de 2. grubun nesli tükenme durumu daha açıktır. Bu sebepten dünyanın genel anlamda bireylerinin kendini feda etmeye hazır canlıların bulunduğu grup ya da takımlarla doldurulduğunu da düşünebilirsiniz. İşte bunun buradaki adı “grup seçilimi” teorisi olarak isimlendirilir. Uzun yıllar süresince biyologlar tarafından bunun doğru olduğu varsayılmış bir teori durumundadır. Bilhassa Robert Ardrey’in 1970’te yazmış olduğu ve 404 sayfadan oluşan “The Social Contract” yani Toplumsal Sözleşme isimli kitapla daha da üne kavuştuğu gayet açıktır.
 
Yukarıda anlattığım ve herkese sanki çok mantıklı gibi gözüken evrim içerisindeki bu “grup seçilimi” teorisi, aslında kusurlu olan bir teoridir. Karşıt bir görüş olan “bireysel seçilimci” perspektifinden durumu tekrar ele alalım. Bahsettiğim özgeci yada diğer bir değişle fedakar bireylerden oluşan bir grupta bile fedakarlık yapmayı tümüyle rest çekecektir yani olağan dışı davranan küçük bir azınlık olması ortada olacaktır. Diğerlerinin fedakar davranışlarını istismar etme eğiliminde olan bu canlıların, hayatta kalma ihtimali diğerlerine oranla daha fazla gözükecek ve zaman ile beraber sahip oldukları yavrularına da bu bencilliği aktaracaklardır. 
 
evrim ve dna
 
 
Doğal seçilimin nesillerce devam etmesiyle birlikte, ilk başta ifade edilen bu özgeci grup zamanla bencil bir yapıya sahip olacak. Bu grup, doğadaki diğer bencil gruplardan ayırt edilmesi de zorlaşacaktır. Başka bir açıdan baktığımız taktirde, imkansıza yakın lakin varsayalım ki ilk başlarda aldığımız bu fedakar grubun içinde hiç bencil bireyler olmayaversin. Bu durumda bile diğer bencil gruplardaki bireylerden bu grubun içine bir bencil birey karışmayacağını kim garanti edebilir? Diğer gruba herhangi göç ve evlilik ile grubun saflığı tekrar bozulacaktır.
 
Sonuçta günümüz şartlarında evrimi iyi çözümlemiş biyologlar içerisinde “grup seçilimciliği” çok düşük bir desteğe sahip durumdadır. Yani grup seçilimciliğe bu zamana dek insanların inanma eğilimi, bizlerin paylaşmış olduğu ahlaki ve politik idealler ile eşdeğer olduğundandır. Çünkü sahip olduğumuz idealist düşünce sistemimiz, farklı kişilerin iyiliğini kendi iyiliğimizin önünde tutma yani ifade ettiğimiz onların bencil davranmama eğiliminden kaynaklıdır.
 
Aslında bu yazıdan çıkaracağımız sonuç şudur ki: Evrim aslında bireysel seviyeye yani bencil genlere aittir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz